24 Mart 2009 Salı gecesi İstanbul, Kadıköy Halis Kurtça Kültür Merkezinde  3. “Şiir ve Müzik” gecemi yapmıştım. 

Önce şiir sever dostların 21 Mart “Dünya Şiir Günü’nü” kutladıktan sonra, “Hayatın kargaşasından şiir, rubai, müzik, hiciv ve mizah limanına sığınmakla iyi ettiniz. Hoş geldiniz. İyi ki, geldiniz, iyi ki, varsınız.” dedim. 

Dünya var olalı âlemdeki bütün güzellikler şiir ve rubai gibi özlü sözlerle anlatılmıştır. Şiir ve rubailer, gizemli sözlerle hayatı özetleyerek, insanları heyecanlandıran, halden hâle sokan, başka âlemlere götüren hikmet ve felsefe yüklü dizelerdir.” dedim. 
Sonra şiirle ilgili olarak yazdığım şu dörtlüğümü okudum.

Şiir Tanrı dilidir, ibadettir insana.
Şiir sevgi selidir, saadettir insana.
İlâhi bestedir şiir, insan makamında,
Aşıktır, sevgilidir, zarafettir insana…(Mehmet Özata)

Daha sonra 4. Levent İş Bankası Kulesinde Cahit Sıtkı Tarancı’yı anma gecesinde tanık olduğum şu güzel olayı anlatmıştım.
Koskoca salonda yer bulamadığım için protokole ayrılan 2. sırada boş bir yer bularak  oturdum. Önümde oturan Hıncal Uluç’la kısa bir Galatasaray muhabbetinden sonra perde açıldı. 

Sahnede Şevval Sam, dekolte bir kıyafetle bir sandalyede bacak bacak üstüne atarak oturmuş, hafif bir tebessümle bizlere bakıyordu. Sonra sahnedeki mizansene uygun olarak yan tarafta davudi sesli bir sanatçı keman eşliğinde Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Dalgın Ölü” şiirini okumaya başladı.

Dün güzel bir kadın geçti, / Kabrimin yakınından. 
Doya, doya seyrettim, / Gün hazinesi bacaklarını… 
Gecemi altüst eden… 
Söylesem inanmazsınız, / Kalkıp verecek oldum, 
Düşürünce mendilini, / Öldüğümü unutmuşum…

Yaşayan insanı ayakta tutan şiir, ölüyü bile diriltirmiş,” diyerek, Şevval Sam’ı ve sanatçıyı uzun süre alkışladık.
Ardında Şevval Şam, bir mahur peşrevden sonra sözleri Cahit Sıtkı’ya bestesi Münir 
Nurettin Selçuk’a ait şu güzel Mahur şarkıyı okudu.
Ne doğan güne hükmüm geçer, / Ne halden anlayan bulunur, 
Ahhh… aklımdan ölümüm geçer,  / Sonra bu bahçe, bu kuş, bu nur, 
Ve gönül Tanrı’sına der ki; / Pervam yok verdiğin elemden..
Her mihnet kabulüm, yeter ki, / Gün eksilmesin penceremden… 
İş Bankası her sene yaptığı birkaç programda unutulmaz şair ve ediplerimizi anardı. 

Ben de 2009-2012 yılları arasında Kadıköy Halis Kurtça Kültür Merkezinde her ayın 19’da (Çorum’un plakası 19) tam 24 defa “Şiir ve Müzik Gecesi” yaptım.
Şiir ve Müzik gecelerime ebediyete uğurladığım rahmetli dostum emekli Ziraat Bankası Müdürü udi Bilsay Kadıoğlu uduyla ve sesiyle, doktor KBB Uzmanı sevgili dostum Ahmet Ayyürek’de söylediği güzel şarkılarıyla renk katarlardı. 
İlk yaptığım şiir gecesinde Rubai’nin babası Ömer Hayyam üstadı anmıştık. 

Ömer Hayyam’ın hayatını kısaca anlattıktan sonra Ömer Hayyam’ın çok sevdiğim şu güzel dörtlüğünü okumuştum. 
Beni özene bezene yaratan kim? Sen! / Ne yapacağımı da yazmışsın önceden,
Demek ki, günahı da işleten sensin bana, / O halde, nedir o cennet, cehennem?
Ben de çok eskiden şiir yazarak başladığım edebi hayatıma Ömer Hayyam’a özenerek dörtlük yazarak devam etmiştim. 
1988 yılında “Bir Çığlık Osmancık’tan” adlı şiir kitabımı yayınladım. Yıllar sonra 
650 dörtlüğümü içeren bir kitabımı parasızlık nedeniyle kırtasiyecide bastırmıştım.

Rubainin babası Ömer Hayyam için yazdığım bir dörtlüğümde;
Ömer Hayyam rubaiye can vermiş yaşıyor,
Hikmetli sözleriyle çağları aşmış taşıyor,
Bir ömürde bin yıl yaşamış gibi Hayyam,
Hayata hikmet katıp felsefeyle anlatıyor…(Mehmet Özata)
                            2 Şubat 2024 / Mehmet Özata