Toplumların refahı, bireylerin refahından geçer. Bireyler refah ve huzur içerisinde olursa, toplumlarda kendiliğinden huzura kavuşmuş olurlar. Günümüzde gelişen teknolojiler insanların kullanımı için değişik özellikler taşıyan çeşitli araç ve gereçleri insanların hizmetine sunmaya devam ediyor. Bir süre evvel kullandığımızın en iyisini olduğunu düşünürken, bir süre sonra mevcudun daha iyi ve daha mükemmelini görmekle bütün dikkatlerimizi yenisinin üzerinde yoğunlaştırıyoruz. Tabi ki onun sonucunda ekonomiye doğrudan bağlı oluyor. Ekonominin düzgünlüğünün de çalışma ve üretmekte olduğu herkesin malumu.
Daha öncelerde gündeme getirdiğimiz konuları incelediğimizde; pek çok özellikleri olan ülkemizin, bu özelliklerde ayrıcalıklı bir yeri olan ilçemizin üretim için bulunmazlığı konusunda bazı öneriler sunmuştuk. Bu bağlamda aynı önerileri yazımızın başlığındaki deyimle bağlantılı olarak yeniden gündeme getirebiliriz.
İlçemizde tam olarak gelişmiş bir sanayimizin olduğunu söylemek durumunda olmadığımıza göre mevcutları değerlendirmek ve yenilerini ortaya çıkarmak mecburiyetinde olduğumuzu görürüz. Genelde tarıma dayalı bir üretim ortamı, onunda sadece çetlik üretimi üzerinde odaklanmış olduğumuzu görüyoruz. Halbuki toprak, su ve havanın etken olduğu tarımsal üretimde, bizde her ürünün yetişebildiğini görmemiz mümkün. Arada eksik olan sadece çalışan ve üreten insan.
Hal böyle olunca elde mevcut tesislerimizde çalışma, üretme durumunda olmamız gerekiyor. Ancak karşılaştığımız tüm insanlar işsizlikten yakınırken, yakın temasta bulunduğumuz sanayi kuruluşları da çalışan bulamamaktan yakınıyorlar. Bu sıkıntı Toprak Sanayide var, Tekstil Sektöründe var, yol boyu sosyal tesislerimizde var. Tek kelimeyle insan gücüne ihtiyaç olan her yerde çalışan sıkıntısı var. Kuruluşlarımız çalışan eleman ihtiyaçlarını yakın - uzak yerlerden temin etmenin çarelerini araştırıyorlar. Tek kelimeyle çalışan insan gücüne karşı talep var, arz yok. Ama iş bulamıyoruz diye sızlanan pek çok insanımız var. Ancak “her nimetin bir külfeti, her külfetin bir nimeti vardır” deyiminden yola çıkacak olursak elde mevcutları en iyi şekilde değerlendirip çalışmamız, üretmemiz ve sonuçta da kazanmamız gerekiyor. Çalışma alanlarımızı da tarımsal alanlarda değerlendirip, arkamıza devlet desteğini de alarak, hem ülke, hem de ilçe ekonomisine katkı sağlarken, kendi ekonomik özgürlüğümüzü de sağlamış oluruz diye düşünüyorum.
Yazımın başlığındaki deyimi yineleyerek “harcamak için kazanmak, kazanmak için çalışmak” gereklidir diyorum.
Sevgi ve Saygılarımla.