Okulumuz bünyesinde, “Türkçeye Gönül Verenler Topluluğu” (TGVT) adında, kulüp niteliği taşıyan bir topluluk kurduk. Topluluğumuzun amacı, dilimize girmiş yabancı kelimelerin yaygınlaşmasını engellemek, yabancı kavram ve sözcükler yerine Türkçesini kullanmak, dil kirliliğini önlemek, güzel Türkçemizin kullanımını sağlamak , kültür yozlaşmasının önüne geçmek, milli ve manevi değerlere sahip çıkmaktır.
Bu ulusal çağrıyı Türkiye’de herhangi bir okul değil, Osmancık Lisemizin ilkeli ve duyarlı öğrencileri yapıyor. Geçen yaz Osmancık’ta liseli öğrencilerden aldığım bu çağrı metnini başucumda saklıyorum.
Bu vesileyle, başta okul Müdürleri ve Edebiyat öğretmenleri olmak üzere “Türkçeye Gönül Verenler Topluluğu” üyelerini ve Osmancık Lisesi mensuplarını can-ı gönülden kutluyorum.
Bu güzel kardeşlerim 13 Mayıs 1277’de Karamanoğlu Mehmet’in Anadolu’daki Türk beyliklerine yaptığı kutsal çağrıyı tekrarlıyor;
Şimden gerü hiç gimesne; divanda, dergahta, bergahta, ve dahi her yerde Türk dilinden özge söz söylemeye” diyerek güzel Türkçemizi Anadolu Türklerinin resmi dili ilan etmiştir. (Bugünden sonra hiç kimse sarayda‚ divanda‚ meclislerde ve seyranda Türk Dili’nden başka dil kullanmaya)
Karamanoğlu Mehmet Bey, Karamanoğulları'nın ikinci beyi Kerimü’d-din Karaman’ın oğludur. Doğum tarihi belli olmayıp ölümü 1280’dir. Mehmet Bey askerî ve idarî yönden bilgili bir devlet adamı idi. Bilim adamlarını etrafına toplayıp onlara büyük önem vermiştir. Dil Devriminde Atatürk'e ilham kaynağı olmuştur.
Gazi Mustafa Kemal, Türkçemizi kuşatan yabancı sözcüklerin kullanılmasını engellemek için ; “Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır” diyerek, Türk Dil Kurumunu kurmuştur.
İstanbul’da, özellikle Bağdat caddesinde bazı uçuk, kaçık, entel ve dantel insanların işyerlerinde ki yabancı sözcükler içimi sızlatıyor. Bağdat caddesinde gezerken kendimi bir sömürge ülkesinin caddesinde zannediyorum.
Hele bir Dişci’nin otopark işcisine giydirdiği tulumda, “The Dischi” ibaresini görünce, “çıkar o garip yazılı tulumu üzerinden” diyerek, adamı azarladım. Adam korkarak tulumu çıkarınca, ”söyle o dişci denen garip adama Türkçe’yi kirletmesin” dedim ve oradan uzaklaştım. O günden sonra otopark görevlisi beni her gördüğü yerde korku ve saygıyla selamlıyor.
Türkçe, Türk kültürü ve İslam uygarlığının ocağında pişmiş söz, düşünce ve davranışların ruh dünyamızdaki muhteşem terennümüdür. Türkçe, Asya bozkırlarında Bilge kağan, Anadolu’da Dede Korkut, Yunus Emre, Akşehir’de Nasrettin Hoca, Toroslarda Karacaoğlan, Dadaloğlu, İstanbul’da Yahya Kemal, Necip Fazı, Ankara’da Mustafa Kemal, Mehmet Akif, Diyarbakır’da Ziya Gökalp, Selanik’te Ömer Seyfettin, Sivas’ta Aşık Veysel’dir.
Türk Aynştaynı olarak tanınan ve dünyanın en genç yaşta Profesör olma ünvânına sahip Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, “ Türkçe giderse Türkiye gider. Yabancı dille eğitimle Türkiye elden gider” diyerek, tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekiyor.
Bakın Ziya Gökalp üstadım ne güzel söylemiş;
Türklüğün vicdanı bir, /Dini bir,imanı bir;/Fakat hepsi ayrılır,/Olmazsa lisanı bir.
Kaynak : Türkçeye Gönül Verenler Topluluğunun Türkçe kullanım çağrısı