57079,47 %0.94

93,3482 %-5.65

1,8255 %-3.28

2,3305 %-2.57
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

ATATÜRK’E SALDIRMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Dinçer Bilgener
Bizim ülkede aydın geçinenlerin bir kısmına son sekiz-on senedir bir haller oldu.
01.01.1970 / 02:00


Bizim ülkede aydın geçinenlerin bir kısmına son sekiz-on senedir bir haller oldu. Siyasi ve içtimai hayatta yaşanan konjonktürel süreçten midir nedir, bu aydın geçinen soytarılarda ve onların kuyrukdaşlarında Atatürk’e bir çamur atma, bir hakaret etme, bir küçük görme modası (?!?!?) aldı yürüdü. Demokrasi ve ifade özgürlüğü adına buna göz yuman, çanak tutanlar da cabası…

Atatürk’ü eleştirilemez biri, bir nevi günahsız bir varlık filan gibi gördüğümü düşünmeyin, yoksa ağzımı fena halde bozarım! Atatürk de elbette etten-kemikten bir insandı ve hataları, yanlış yaptığı işleri vardı. Ama yine aynı Atatürk, kişisel görüşümce TÜRK TARİHİNİN VE 20. YÜZYILIN GELMİŞ GEÇMİŞ EN BÜYÜK DEVLET ADAMI idi! Aksini iddia edenle de her şekilde ve her ortamda tartışırım.

Bu şarlatanların Atatürk’e yönelttiği akla ziyan suçlamalara, attıkları çamurlara, ağızlarından köpükler saçan kudurmuş köpekler gibi sıraladıkları hakaretlere burada yer verecek değilim elbette. Çünkü bunları muhatap alacak olursam, bunlardan farkım kalmaz.

Sadece şunu merak ediyorum: Bunlarda acaba “vefa” denen duygu yok mu? Ölüye saygı denen kavramdan bîhaber midirler? Bahsettiğimiz şahıs, canını dişine takmış, hiç kimse inanmazken o inanmış ve memleketi düşman çizmesi altında çiğnenmekten, ezanı semalarımızdan silinmekten, bayrağı yerlerde sürünmekten, Kitap’ı ahlaksızların elinde oyuncak olmaktan kurtarmış. Yetmemiş, kurtardığı bu güzelim memleketteki insanlar, sırf insanca yaşasın diye ömrünü heba etmiş. Bunların gözüne girmek için daha başka ne yapması gerekiyordu?

Bu soytarılar acaba Atatürk’e bu kadar hakaret edebilme özgürlüğünü dahi Atatürk’ün kurduğu bu devletin rejimine borçlu olduklarının farkında değiller mi? İşgalden bir biçimde kurtulsak, Cumhuriyet olmasak ve Osmanlı devam etseydi, bu söylediklerinin on binde birini mevcut padişaha söyleyebilirler miydi?

Bugün kalkın yabancı memleketlere bir gidin. Oraları bugünlere taşımış insanlardan, en azından saygıyla bahseder oranın insanları. Sözgelimi ABD’de George Washington’a, Hindistan’da Gandhi’ye, Fransa’da De Gaulle’e hatta İngiltere’de Churchill’e bu kadar saldırsanız, zannediyorum en hafif kurtuluşunuz yaka paça ülkeden kovulmak olur. Peki biz, bütün bu saydığım insanların dahi saygıyla söz ettiği, ziyaret için Ankara kapılarında sıraya girdiği böyle bir değerimizi neden yerin dibine batırmak için korkunç bir uğraş içindeyiz? Neden Atatürk’e hakaret etmeyi “entelektüel, marjinal, sıradışı olmak (?!?!?)” sanmaktayız?

Yoksa bunlar, Atatürk’ün ve arkadaşlarının, tekerine çomak soktuğu belli bazı menfaatperestlerin torunları mı? Atatürk’e kinleri, garezleri olduğu için, Atatürk ve arkadaşlarının yaptıkları sonucu tezgahları bozulduğu için mi Atatürk’e böyle fütursuzca saldırıyorlar?

Diyelim ki böyle. O zaman iş başka bir boyut alıyor. O zaman bu arkadaşların bütün foyaları meydana çıkıyor. O zaman bu arkadaşların “vatanperver, mukaddesatçı vb” değil, düpedüz çıkarcı olduğu, memleketi, memleketinin insanını değil düpedüz cebini ve gırtlağını düşünen, dünyalık sevdalısı zavallılar olduğunu, vatan uğruna, demokrasi için, özgürlük için değil, resmen VATAN PAHASINA siyaset yaptıklarını anlıyoruz ki, bu daha vahim. Çünkü bu demek oluyor ki bu soytarılar daha neyin ne olduğunu bilmiyorlar!

Şimdi bu malum zevat bana da “Vay statükocu, Kemalist, ulusalcı, laikçi, (hatta) Ergenekoncu” diye sallayabilir. Sallamakta da serbestler, çünkü “it ürür kervan yürür” malumunuz! Şahsen ben, her türlü terbiyesize rağmen onun yolunda yürümeye, onun fikirlerine sahip çıkmaya, onun kurduğu cumhuriyeti ve ilkelerini savunmaya devam edeceğim!

Beni bu yoldan (bir şekilde) alıkoyacak biri çıkarsa da, yerim yurdum belli!

Hodri meydan!

 

Etiketler:
Bu yazi toplam 1018 defa okundu
YORUMLAR
Hasan Yoludoğru: 
"TIRIŞKADAN BİR YAZI"
Evlat! Yine tırışkadan bir yazı yazmışsın. Öncelikle yazı çok uzun. sürekli tekrara düşmüşsün. Cümleler çok uzun. Özne ve yüklem birbirine karışmış. Dolayısı ile genelde cümleler devrik. Kısa ve öz olarak meramını anlatman gerekirken yazının ortalarından itibaren iyice abuklaşmışsın. Bak evlat iletişim fakültesinde okumak ayrı bir şey yazı yazmak ayrı. Uzun zamandır yazmak istemedim ama sonunda dayanamadım. Sana bu yazıları zorla mı yazdırıyorlar? Yoksa sen kendini yazı yazmaya mahkum mu hissediyorsun? İletişimci olabilirsin ama yazı işleri biraz yetenek ister. İşin Türkçesi sende bu yetenek oldukça sıfır düzeyinde. Sen illa ki gazetecelikte şansını denemek istiyorsan arada bir haber yapmanı tavsiye ederim. Yazıların oldukça sıkıcı ve anlaşılmaz. Sen en iyisi akademik çalışmalara devam et. Ya düzgün yazı yazmak için biraz alıştırma yap ve deneme yazıları yaz. Ya da böyle tırışkadan yazılar yazma. Bu tür abuk ve karmaşık yazılar karizmanı çizer. Kendine iyi bak.
08.12.2011 / 21:01
Yazarın Diğer Yazıları
YAZARLAR
1-7 Nisan Kanser Haftası
Aydın “Kansersiz yaşam elimizde” Osmancık Devlet Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İsmail Aydın, “Meme kanseri, kadınlarda sık görülen kanser türlerinden biridir” dedi.