Bir dönemin gözde meslekleri artık çırak dahi bulamıyor ve ekonomik krizle birlikte son günlerini yaşıyorlar. Hazır elbise sanayinin gelişmesinin ısmarlama elbiseye olan ilgiyi azaltması terzilik mesleğinin yok olmakla karşı karşıya bıraktı.
Giyim kuşam ile ilgili tek ve yegâne imalathaneler
Makinedeki eski tıkırtıların melodisi,
Gözlüklerinin üzerinde bakıp, müşterisini süzen gözleri,
Omzunda "mezura",
Ölçüsünü, provasını çizdiği ve işaretlediği "şap taşı" çağrışılıyor kendi sökünü dikemez denilen Terzileri.
Bu gün ekmeğini tamir işleri ve pantolon paçası dikerek sağlayan Terziler yaşatsa da Terzilik Zanaatını konfeksiyon sektörünün ve dolayısıyla seri imalatın başlaması terzilerin sayısının giderek azaldığını artık terzilerin yanlarında çalışacak çırak bile bulamadıklarını da biliyoruz.
İlçemizin Terzi Zanaatının duayenlerinden merhum İbrahim Canat’ın yanında çırak olarak başlayan Emrullah Aksu “Unutulmaya Yüz Tutan Meslekler” köşemizin bu haftaki konuğu.
İlçemizde terzilik zanaatını yaşatmaya çalışan sayılı isimlerden biri olan Emrullah Aksu (69) 1958 yılında Terzi İbrahim Canat’ın yanında çırak olarak başladığı mesleğini hala sürdürmekte.
Terzi Emrullah Aksu ustasından bahsederken gözleri doluyor ve başlıyor iğne iğne dokuduğu sanatını ve ustasını anlatmaya.
Emrullah Aksu:
“"Ustam İbrahim Canat terzilik sanatına gönül vermiş, işinin ehli bir terziydi ve onun yanında çok şey öğrendim.
1958 yılında çırak olarak başladığım Terzilik zanaatına 1961 yılında, vatani görevimi yapmak için gittiğim Tekirdağ- Saray ilçesinde asker iken geliştirdim.
Teskeremi takiben 1963’de ilçemde müstakil dükkânımı açtım. O gün bu gündür Kanal Üstündeki küçük dükkânımda mesleğimi sürdürmekteyim.
İlkay Sever:
Artık Terziler de elektronik ve otomasyon yaşamındaki değişime ayak uyduruyor.
Terzilerin ellerindeki mezura ve makasın yerini teknolojinin gelişmesiyle birlikte bilgisayarlar aldı.
Eski terziler ve günümüzdeki şimdiki terzileri kıyaslayacak olursak neler söylebilirsiniz? Neler değişti?
Emrullah Aksu:
“Teknolojik gelişmeler ve hazır giyimin gelişmesi birçok şeyi değiştirdi. Şayet Teknoloji ve tekstil sektörü gelişmemiş ve konfeksiyon atölyeleri açılmamış olsaydı bu gün gazetenizin “Unutulmaya Yüz Tutan Meslekler” köşesinde yer almazdım. Giyimde fabrikasyon olayı Terzilik Zanaatını her gün biraz daha yok etmeyi sürdürüyor.
Eskiden elektrik bugünkü kadar yaygın değilken ütüleri ısıtmak için kömür kullanırdık. Bu gün antikalar arasında yer alsallarda terzilerin kömürle ısınan ütüleri vardı. Pedalla çalışan dikiş makinelerimiz, kumaş kaplı masalarımız, o kumaşları çizmek için kullandığımız sabunlarımız vardı.
Okka’yla kumaş satın alanlar vardı. Kumaş almaya bile terzileri ile giden insanlarımız vardı. Gelen müşterinin ölçüsünü alır, provasını yapar dikerdik. Herkesin tercih ettiği bir terzisi vardı.
Eskiden çok yoğun çalışırdık, özelliklede bayram öncesi gece gündüz siparişleri bitirmek için çalışırdık. Geceleri gaz lambasının ışığında dikiş dikerek siparişleri yetiştirirdik.
Hiç unutmam bir müşterime 1950-70 yıllarının modası olan külot pantolon dikeceğim. O yıllarda Külot Pantolon ve Çizme gençlerin tipik giyim kuşamlarıydı. Siparişi veren müşterimde ilçemizin hatrı sayılır tanınan bir siması. Bilmeyenler olabilir Külot Pantolonun özelliği belden dize kadar körük gibi geniş, diz altı dar ve düğmelidir.
Müşterim geldi kumaş seçildi, ölçüsü alındı, provası yapıldı. Dediğim gibi elektrik pek yaygın değil, gaz lambasının ışığından faydalanarak geç saatlere kadar çalışarak siparişleri yetiştirmeye çalışıyoruz. Çalışma şartları böyle olunca körüklü pantolonun bir bacağına başka bir pantolona ait olan ve oldukça geniş bir pantolon bacağını dikmişiz. Diz altı dar ve düğmeli olması gereken körüklü pantolonun tek bacağı farklı. Daha pantolonların bacaklarını değiştirmeye fırsatımız olmadan müşterim benim yokluğumda geliyor, çırağım pantolon hazır diye kendisine teslim ediyor. Ben olayı fark edince hemen durumu anlatmak ve pantolonu geri alıp hatayı düzeltmek için müşterimi arıyorum ama ne arama. Bulduğumda uygun bir dille durumu izah edip pantolonu geri alıp yapılan hatayı düzeltiyorum.
Bu işin sadece bir iş değil özen gerektiren bir sanat olduğunu fark ettiğimde bu mesleğe gönlümü kaptırdım.”
İlkay Sever:
Hazır giyim sektörünün gelişmesi, terzilik mesleğini bitme noktasına getir dimi?
Terzilerin elinden çıkan giysiler ile fabrika tezgâhlarından çıkan giysiler arasın da ne gibi farklılıklar var?
Emrullah Aksu:
“Geçmişte ilçemizde 15 terzi dükkânı vardı bu gün 2 ila 3 tanesi ayakta, onlarda benim gibi eski tamir ederek ayakta kalabiliyor.
Boy kısaltma, paça daraltma, fermuar takma gibi işler yapıyorum. Diyelim ki hazır alınan bir pantolonun söküğü dikilmesi gerekiyor. Tamir parası değerinde satılan pantolonlar varken de müşteri doğal olarak yenisini almayı tercih ediyor. Hazır alınan bir pantolon ya da herhangi bir kıyafet ucuza alır almasına ama kısa sürede de tamire çıkar. Bir terzinin elinden çıkan herhangi bir kıyafet kolay kolay tamire gelmez. Gelirse de ya müşteri kilo vermiştir kıyafetin omzu, kolu daraltılacaktır ya da kilo almıştır genişletilecektir.
Terzi Emrullah Aksu ile yaptığımız söyleşiden anlıyoruz ki ne kadar kaliteli olursa olsun sipariş elbisenin yerini hazır dikilmiş hiçbir marka alamaz.
Fabrikasyon ve seri üretim her ne kadar maliyeti düşürse de, el işi göz nuru bir değer yoksa o kıyafete ne kadar çift dikiş atılırsa atılsın kıymeti de yok.
Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte fabrikasyon üretime geçen giyim sektörü terzilerin elbise diken değil elbise tamir eden meslek durumuna getirse de bilinmelidir ki kaybolan her meslek toplumda bir boşluğun oluşmasına sebep olmaktadır.