Bir dönem üzüm bağlarıyla meşhur olan ilçemizde, bağ sayıları günümüzde parmakla sayılacak kadar azaldı.
Şehrin gürültüsünden, uzun ve stresli iş günlerinin yorgunluğundan kurtulmak isteyenler, son yılların modası olan hobi bahçeleri ile kendilerini doğayla baş başa bırakmak isterlerken, ülkemizin birçok ilinde bağcılık Tarım Hayvancılık ve Gıda Müdürlüğü tarafından "Topraktan Çıkan İnciler" adlı projeyle hayat bulurken, ilçemizde birkaç girişimcinin çabalarıyla devam ediyor.
Dereboğazı bağları, Gökbel Bağları, Kaleli Bağları, Gemici Bağları (Gavurun Bağları), diye bilinen üzüm bağları bu gün nerdeyse yok denecek kadar azaldı. 1945 Osmancık doğumlu emekli öğretmen Dursun Cebeci Osmancık’ta üzüm bağcılığını geliştiren ve yaşatan sayılı insanlardan. 25 sene 9 ay öğretmenlik mesleğini yapan ve 1992’de İnönü İlköğretim Okulu’ndan sınıf öğretmeni olarak emekli olan Dursun Cebeci, Doğancı Deresi, Gürleyik ve Ağaderesi’nin vadisinde 140 dönümlük arazi üzerinde üzüm bağcılığını geliştirerek yaşatmaya devam ediyor.
Emekli öğretmen Dursun Cebeci, özellikle şarap üreticileri tarafından makbul görülen aynı zamanda sofralık olarak ta tüketilen Osmancık üzümü, İzmir ve Denizli’den getirdiği altın salkım sarı üzüm, tane rengi kırmızı-mor arasında, yapısı yuvarlak, tanesi çok iri olan ve bir salkımı 500–600 gram gelen Kardinal genç üzüm bağlarının yanı sıra 10 binden fazla meyve ağacını da dört yıl gibi kısa bir sürede yetiştirdiğini belirtiyor.
Meyve mirasımızın ürünü olan meşhur Osmancık üzümünün tadını, iki binden fazla elma, binden fazla ceviz, iki bin badem, 200 adet kiraz, 600 adet ayva, armut, kayısı, şeftali, üvez gibi 10 binden fazla meyve ağacının bulunduğu, havuzlu ve Osmancık manzaralı iki katlı bağ evinde alıyoruz.
“Dünya’ya yüz kere gelsem, yüz kere öğretmen olurum” diyen emekli öğretmen Dursun Cebeci 140 dönümlük bereketli arazisini 40 metreden çıkardığı ve 360 tonluk havuzunda topladığı sondaj suyu ile suluyor.
Eşi Ferdana hanımın, oğulları Ahmet, Hüseyin ve Erol Cebeci’nin destekleriyle dört yıl gibi kısa bir sürede bağ ve bahçe işlerini düzenli bir şekilde üstelikte geliştirerek devam ettiğini anlatan Dursun Cebeci bağın bakımı ve muhafazası için dört kişilik bir aileyi de istihdam ediyor.
60 yıllık bir bağı gençleştirerek bağcılığa başladığını anlatan Dursun Cebeci “Çorak bir araziyi bir anda yeşil, binlerce meyve ağaçları, onlarca çiçeklerle dolu bir alana çeviriyorsunuz. Bir işi bitirdikten sonra yaptığınız işin güzelliğini görmek ve seyretmek keyif veriyor” diyerek teveklerden kopardığı üzümlerden ikram etmeye devam ediyor. Bu güzellikleri ve lezzetleri seyretmekte tatmakta ayrı bir keyif.
Binlerce meyve ağacının, onlarca çiçeğin ve üzüm teveklerinin bulunduğu bu bağ evinde doğadaki zengin renk armonisinin içinde buluveriyorsunuz birden kendinizi.
Damla sulama sistemiyle sulanan meyve bahçelerinde, dalında birden fazla meyvesi bulunan, bodur elma ağaçlarını fotoğraflamak isterken Duman’la göz göze geliyoruz. İyi bir bekçi, iyi bir muhafız ve iyi bir dost olma özelliğine sahip kangal cinsinden gelen Duman yabancılara karşı oldukça kuşkulu. Deklanşöre basıp basmama konusunda tereddüt ederken, dost olduğumu anladığını düşündüğüm Duman, sahibi Dursun Cebeci’nin seslenmesiyle birlikte olduğu yere yatarak tüm sempatik hareketlerini de sergileyerek fotoğraf çekmeme müsaade etti.
Sekiz torunu olan emekli öğretmen Dursun Cebeci toprakla uğraşmanın yanı sıra hayvancılıkla da uğraşmaktan büyük keyif aldığını belirterek oğlu Erol Cebeci’nin sahibi olduğu Rahvan yarış atının yarıştığını görmenin ayrı bir keyif verici olduğunu söylüyor.
Ceviz ve üvez ağacının 10 yıl sonra meyve verdiğini öğrendiğimiz emekli öğretmenimiz Dursun Cebeci, düşünen, gözlem yapan genç beyinleri yetiştirdiği gibi emeklilik sonrası da genç fidanları 140 dönümlük verimli topraklarında yetiştirmeye devam ediyor.

