Anadolumuzun birçok şehrinde, ilçesinde köyünde olduğu gibi Osmancık’ın da kadrolu ve herkes tarafından tanınmış özel insanları vardır. Osmancık’ın özel insanları arasında Adoğun Mahmut, Uzaylı Sadık, Gencebay Hasan ve Şükrü en tanınmışları. Muhtemelen sayıları daha çoktur ama geri kalanlar görünmeyi pek tercih etmediklerinden olsa gerek Osmancık’ın bu dört özel insan herkes tarafından tanınan simalardır. Onları yakın bir zamana kadar şehrin birçok noktasında görebilir, hatta keyifli sohbetler yapabilirdiniz. Osmancık’ın adeta sembolü olmuş durumda olan Adoğun Mahmut, Uzaylı Sadık, Gencebay Hasan ve Şükrü ağabeylerimizi yaklaşık bir yıldır görmediğimin farkına vardım. Oysaki hemen hemen her gün muhakkak selamlarını alır özellikle Adoğun Mahmut’un “Cigara Var mı? Cigara” deyişini duyardım. Uzaylı Sadık ağabeyimiz ise kamuflaj kıyafetiyle kendi halinde dolaşır uzaylıları gördüğünden bahsederdi çoğu zaman. Gencebay Hasan ağabeymiz Orhan Gencebay’ın “Batsın Bu Dünya” şarkısını söyler ve hepimizin batık bir dünyanın içinde yaşadığımızdan bahsederdi.
Şükrü ağabeyimizi çok fazla tanımam. Eminim onunda kendince bir hikayesi ve dünyası vardı. Kendi hikayelerine gömülmüş o kadar insan arasında, kendi hikayelerini umursamadan dolaşan bu dört muhterem insan ilçemizin hikayesi olurlardı çoğu zaman.
Bu dört özel ve popüler isim hayalet gibi dikkat çekmeden değil de ilgiyi üzerlerinde toplayarak ve neredeyse alkışlarla ve tezahüratlarla geçerler geçtikleri yerden.
Özel ve popüler diyorum çünkü dilim varmıyor diğer kelimeyi söylemeye. Diyenlerde ihtiyatlı davranmalılar bence; çünkü meczup gibi özel bir kategori de var. Hakk"ın bir anda gözünden perdeleri kaldırdığı, fena denizine batırıp çıkardığı ve kendini, bir daha kendine gelmemecesine kaybeden Hakk"ın sevgili kulları da var.
Söylemek istemediğim kelimede, akıl adamı terk ediyor, meczup’da ise adam aklı terk ediyor. İkisine dair en anlamlı tanım bu olsa gerek.
Adoğun Mahmut, Uzaylı Sadık, Gencebay Hasan ve Şükrü ağabeyimizde akıl mı onları terk etti, yoksa onlar mı aklı terk etti bilinmez ama şu bir gerçek yaklaşık bir yıldır onlar bizi terk etti. Kaçımız yokluklarının farkına vardık. İlçemizde yaşayan tüm insanların, hepimizin ortak noktası olan bu dört özel ve güzel insanımızın nerede olduğunu bilenimiz var mı? Aile yakınları haricinde.
Bütün bunları Adoğun Mahmut, Uzaylı Sadık, Gencebay Hasan ve Şükrü’nün selamlarını iletmek için yazdım aslında. Çünkü selamlarını ileteceğime söz verdim. Nerde mi karşılaştık bu güzel insanlarla. Laçin’de bulunan Özel Çorum Bakım Merkezinde.
İş gereği haftanın bir günü Çorum ziyaretim olur. Çorum’daki işlerimi halletmiş Osmancık’a geri dönmeye hazırlanırken Hüseyin Güngör ve ailesiyle karşılaştım. Sağ olsunlar araçlarında bana da yer açtılar. Osmancık 1nolu sağlık ocağında çalışan Hüseyin ağabeyimiz, eşi hanımefendi ve gelinleri ile birlikte sohbet ede ede Laçin’e kadar gelmişiz. Laçin’e yaklaştığımızda Hüseyin Güngör, Mahmut, Sadık, Hasan ve Şükrü’yi birkaç gün önce ziyaret ettiğini söyledi. İsimler tanıdık geldi ama isimlerinin önüne koyduğumuz lakapları söylemediği için açıkçası ilk duyduğum da çıkaramadım ve kim oluyor ağabey bunlar dedim? Tabi eşi hanımefendiyle birlikte tebessüm ederek Mahmut’un Adoğun Mahmut olduğunu, Sadık’ın Uzaylı Sadık olduğunu ve diğerlerini de lakaplarıyla birlikte söyleyerek hatırlattı ve ziyaret edelim mi dedi.
Yaklaşık bir yıldır görmediğim bu özel insanların Laçin’de bulunan Özel Çorum Bakım Merkezinde olduğunu öğrenmek mutluluk verdi ve kendimizi bakım merkezinin kapısında buluverdik.
Bakım merkezinin giriş kapısına yaklaştığımız da güler yüzlü bir görevli karşıladı bizi. Kendisine Osmancıklıları ziyarete geldiğimizi söyledik, bakım merkezinin bahçesine aldı bizi.
Yemek vakti olduğu için bir süre Laçin Özel Çorum Bakım Merkezinin bahçesinde bekledik.

Bakıma muhtaç, yalnız ve özürlü grubuna giren yaklaşık 120 insanımıza yuva olan bakım merkezinin, peyzaj ve dış mekan düzenlemeleri dikkatimizi çekti ilk etapta. Bahçesinde bulunan çiçekler ve doğadaki kuş sesleri insanın nasılda ruhunu okşuyor. Temiz, düzenli iç açıcı renkler ile boyanmış banklar ve masalar. Kendimizi bahçenin huzuruna kaptıracakken Gencebay Hasan ve Uzaylı Sadık beliriverdi karşımızda. Osmancık sokaklarında yanlız ve biçare görmeye alıştığımız bu güzel iki insanın gülümseyerek yanımıza gelmesi, bizlere hoş geldiniz deyip sohbet etmeleri tarif edilmez bir mutluluk. Temiz elbiseleri, bakımlı ve sağlıklı ciltleri ve gülen gözleri kendilerini güvende hissettiklerinin birer belirtisi adeta. Hasan ağabeyle başlıyor ilk sohbetimiz. Orhan Gencebay hayranı olduğu her halinden belli, Ferdi Tayfur ve Müslüm Gürses’ten de bahsediyor, ama Orhan Gencebay’ın “Batsın Bu Dünya” şarkısından söz ederken “hepimiz batık bir dünyanın parçası değilmiyiz” diyor. İster istemez düşündürüyor insanı bu cümlesi. Biraz bilgelik ve ister istemez bir hikmet arıyorsunuz bu sözde. Konuşması oldukça akıcı ve dinletiyor kendini. Biraz düşündürüyor, biraz güldürüyor her bir cümlesinde Gencebay Hasan.
Uzaylı Sadık adını çok duymuşsunuzdur Osmancık’ta. Uzaylıları gördüğünden bahsedermiş çoğu zaman Sadık ağabeyimiz. Bir keresinde Uzaylı Sadık ile daha henüz bakım merkezine yerleşmeden önce karşılaşmıştım Osmancık’ta. Sıcak bir yaz günü, kamuflaj kıyafeti ve oldukça kalın bir kışlık palto vardı üzerinde. Bilenler bilir Uzaylı Sadık’ın kendine has bir kokusu vardır ve yaklaşmak mümkün değildir. Kendisine yaklaşıp fotoğrafını çekmek istediğimi söyledim. Müsaade etmedi dolayısıyla bende fotoğrafını çekmedim. Aradan geçen oldukça uzun bir zaman sonrasında bakım merkezinde gördüğümde, çok değişiklilerin olduğunu gördüm uzaylı Sadık’ta. Mesela yanına yaklaşabiliyorsunuz, pırıl pırıl kıyafetleri ve şampuan kokusunu alabiliyorsunuz. Eskisi gibi değil, sohbet ediyor artık sizinle, konuşuyor, paylaşıyor. İçecekler arasında kolayı bu kadar sevdiğini bilmezdim örneğin. Kola müptelası olduğunu öğreniyorum. Bir sıkıntısı var yalnız, dişlerinin olmayışı oldukça zayıflatmış uzaylı Sadık’ı.‘Çok zayıflamış gördüm sizi’ dediğimde “Dişler olmayınca rahat yemek yenilmiyor” dedi. Dişleri olmadığı için yemek yiyemeyen bu Allah kuluna bir an evvel takma diş takılmalıydı. (Bu yazıyı okuyanlar arasında “Ben Sadık’ın takma dişlerinin masrafını karşılayabilirim ”diyenlerin olmasını umuyorum”)
Uzaylı Sadık, Gencebay Hasan ve diğer illerden, ilçelerden gelen bakıma muhtaç insanlarla konuşurken birden karşımızda beliriverdi Adoğun Mahmut ve Şükrü. Güleryüzü nedense hiç eksik olmaz suratından Adoğun Mahmut’un varsın olmasında… Gülerek hoş geldiniz dedi Adoğun Mahmut. Cigara varmı? Cigara varmı? Demeyi de ihmal etmedi. Oturduk sohbet ettik. Osmancık 1. nolu sağlık ocağında görevli Hüseyin Güngör haftanın birkaç günü ziyaret edermiş kendilerini. Hüseyin Güngör’ü gördüklerinde çok mutlu oldukları yüzlerinden belliydi.
Hem onlar hem de bizim için güzel bir gün olduğunu düşündüğüm ziyaret sonunda bir istediğiniz var mı diye sorduk. Önce selam söyleyin tüm Osmancık’a dediler ardından ise ekmek arası döner istediler hep bir ağızdan.
Laçin’de bulunan Özel Çorum Bakım Merkezi, aktiviteleri ve çalışanlarının gösterdikleri ilgi ve sevgiyle, çeşitli illerden, ilçelerden gelen onlarca yalnız ve bakıma muhtaç olan insanlarımızın hayatlarını yaşanılır kılmaya ve güzelleştirmeye devam edeceğe benziyor. Bu güzelliklere bizler gibi şahit olmak ve yalnızlıktan bakıma muhtaç olan insanlarımızla birkaç saatliğine de olsa sohbet etmek ve gönüllerini almak isterseniz önümüzdeki mübarek Ramazan Bayramı en uygun zamandır diye düşünüyorum. Unutmadan söyleyeyim lütfen giderken yanınızda ekmek arası döner, Uzaylı Sadık içinde kola götürmeyi unutmayın…
Geçmişte olduğu gibi günümüzde de çok insanın hatırlayamadığı, tanımadığı veya hatırlayıp ta aklımıza getirmek istemediğimiz o yıllarda ilçemizin simgesi olmuş olan Eşref ve Şakir’i miz gibi bunlarında unutulmamasını diliyoruz.
.jpg)
