56935,76 %-0.69

94,2397 %2.64

1,8350 %2.45

2,3430 %6.61
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

Okumak Farkına Varmaktır

Okumak Farkına Varmaktır
Kur'an-ı Kerim'le gelen ilk emir 'İkra' Oku! Ne var ki, bu ilahi emre pek uyduğumuzu söylemek mümkün gözükmüyor. Zira Osmancık Halk Kütüphanesinden yararlanan nüfusun%90’nını (belki bu oran daha fazla) öğrenciler oluşturuyor. Bu konuyu da bilare ele alırız.
07.08.2011 / 14:26


Kur'an-ı Kerim'le gelen ilk emir 'İkra' Oku! Ne var ki, bu ilahi emre pek uyduğumuzu söylemek mümkün gözükmüyor. Zira Osmancık Halk Kütüphanesinden yararlanan nüfusun%90’nını (belki bu oran daha fazla) öğrenciler oluşturuyor. Bu konuyu da bilare ele alırız.

Gelelim okumanın farkına varmak olduğuna. Malumunuz Osmancık –Çorum yolunun en kritik bölümü olan Kırkdilim (Ayrıca Çorum-İstanbul Yolu) yolunda yaklaşık 2 yıldır yol yapım çalışmaları devam ediyor. 9 kilometre uzunluğundaki Kırkdilim karayolunun önümüzdeki Ağustos ayı içerisinde ulaşıma açılacağı müjdesini Ulaştırma Bakanlığı devir teslim töreni için Çorum’a gelen Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım vermişti. Kırıkdilim’de yol çalışmalarının başlamasıyla Harmancık’tan Çamlıca’ya giden 12 km’lik bağlantı yolu kullanılmaya başlandı. Kargı, Osmancık, Dodurga, Laçin’de yolcu taşımacılığı yapan minibüs şoförleri ve yolcuları bu servis yolunu gayet iyi bilirler. Dik ve oldukça virajlı olan Harmancık – Çamlıca yolundan gerek minibüslerle gerekse özel araçla bende defalarca geçtim. Geçtiğimiz hafta oldukça sıcak bir günde Osmancık Birlik Minibüslerinde birisi ile Çorum yolculuğu yaptım. Her ne kadar minibüsler klimalıda olsa bu kavurucu sıcaklarda o dik, o bol virajlı servis yolundan Çorum’a gideceğimi ve yine o yolu kullanarak Osmancık’a döneceğimi bilmek bile ayrı bir sıkıntı sebebi benim için… Kavurucu sıcaklıktaki bir günde Çorum’daki işlerimi bitirmiş ve Osmancık minibüslerinden bir tanesi ile ilçeye geri dönüş yapmıştım. Minibüsün klimalı olması hiçbir şeyi değiştirmemiş benle birlikte diğer yolcular da sıcaktan etkilenmişlerdi. Tabiri caizse ter damlaları çaktırmadan hepimizin üzerinden akıyordu. O tuzlu ter damlacıkları resmen sırılsıklam yapmıştı tüm yolcuları… Serinlemek maksadıyla elimize döktüğümüz kolonya bile kaynama noktasına ulaşıp buharlaşmaya başlıyor adeta, o derece yani… Yıllarını Osmancık –Çorum arası ulaşımı sağlamaya adamış Osmancık Birlik Minibüsleri şoförlerinden İlyas ağabeyimiz durumun farkına varmış olmalı ki Laçin’e geldiğimizde bir çeşmenin başında durarak 5 dakika mola verdi. Benimle birlikte birkaç yolcu çeşmenin başında buluverdik kendimizi… Kavurucu sıcakta çeşmeden akan serin suyla eller, yüzler yıkandı, çeşmenin yanı başında bulunan SILA büfenin buzdolabından alınan 0,5 lt’lik pet şişelerden soğuk su içmenin keyfi yaşandı. İşte tam bu sırada büfenin yanı başındaki masanın üzerinde bulunan Dünya ve Türk Klasiklerinin de yer aldığı değişik türdeki kitaplar gözüme ilişti. Önce kitapları birilerinin attığını düşündüm. Kitaplara doğru yönelip büfe işletmecisine “Bu kitaplar neden burada, birilerimi attı” diye sordum.

Adının Abdullah Söngüt olduğunu öğrendiğim 51 yaşında ki büfe işletmecisi kitapların atılmadığını yolu kullanan yolcuların okuması için oraya bıraktığını söyledi.

Şaşırdım… Ama hoşuma da gitti. Ayaküstü konuyla ilgili bilgi aldım kendisinden. Diğer yolculara saygısızlık yapmamak için kendisini ziyaret etmek istediğimi söyledim ve Emily Bronte’nin “Uğultulu Tepeler” adlı kitabını alarak ayrıldım.

Osmancık’a varır varmaz konuyu gazetemiz imtiyaz sahibi Orhan Güçlü’ye anlattım. Orhan amca da benim verdiğim ilk tepkiyi vererek şaşırdı. Şaşırdık çünkü Türkiye’nin okuma alışkanlığı gerçeği okumama alışkanlığı gerçeğidir düşüncesi, Türkiye Okuma Kültürü Haritası Projesi hane halkı bazlı araştırma deneyimi olan ve ülke çapında araştırmaları ile tanınmış bir firma olan SONAR’ın yaptığı ankette kendisini göstermişti… Araştırmanın Türkiye’yi temsil niteliği taşıdığı dikkate alındığında Türkiye nüfusunun yaklaşık yarısının bir seferde en az yarım saat okuduğu görülüyor. Ankete katılanların yüzde 47′si yaklaşık 30 dakika, yüzde 19,32′si ise hiç okumadığını belirtiyor. İki saatten fazla kitap okuyanların oranı ise yüzde 4 olurken, yüzde 22′lik kesim yaklaşık 1 saat kitap okuyor.

Araştırma bulgularına dayanarak Türkiye’de kitap seçimi rastgele yapılıyor ve düzensiz okuma yapılıyor. Yüzde 45.5′lik bir kesim rastgele kitap seçtiğini ve düzensiz okuduğunu belirtiyor.

En çok okunan basılı materyal kitap olurken, bunu yüzde 34,45 ile gazete izliyor. Türkiye’de her 4 kişiden birinin kitap okuma alışkanlığı varken yüzde 31,32′lik bir dilim hiç kitap okumadığını söylüyor. Yüzde 43,91′lik bir bölüm ise 1-10 kitap okuyan kategorisinde yer alıyor. İşte bu verileri bildiğimiz içinde doğal olarak ilk tepkimiz şaşırmak oldu.

Birkaç gün sonra bir toplantı için gittiğimiz Çorum’dan dönüşte Orhan amca ile kitaplarını yoldan geçen yolcularla paylaşan Abdullah Söngüt’ü ziyaret ettik.

Ve anlattı Abdullah Söngüt kitaplarını yoldan geçen yolcularla neden paylaştığını.





Söngüt:

“Uzun yıllar şehir dışında kaldım. Doğup büyüdüğüm ilçeme gelerek bir büfe açtım. Okumayı seviyorum. İşlettiğim büfemde müşterilerim olmadığı zaman evden getirdiğim Türk ve Dünya Klasikleri ağırlıklı olan kitapları okuyarak vakit geçiyorum. İlçemize belediye tarafından kütüphane açıldı. Ve tanıtımı için “Laçin Okuyor” sloganının olduğu bez afiş büfemin yakınındaki bir parka asıldı. Aklımda birden bir soru işareti belirdi. Laçin bölgedeki ilçeler arasında Gazete satışı dahi yapılmayan bir ilçe. Gazete satış noktası dahi olmayan bir ilçe nasıl okur diye düşündüm. Gazete bayiliği için başvurdum ama askıya aldım. Çünkü Kırkdilim yolunun tamamlanmasını beklemek istedim.

ODTÜ ve Eğe Üniversitende okuyan oğullarım okumayı sevdiğimi bildikleri için bana sık sık kitap gönderirlerdi. Çocuklarımın gönderdikleri ve evde bulunan kitapları okumaya devam ederken yoldan geçen bir yolcu büfeme gelerek alışverişini yaptı ve bu esnada masamın üzerinde duran değişik türdeki kitapları gördü. Bir tanesini alıp okumak istediğini söyledi. Bende kendisine okuması için istediği kitabı verdim. Adının Salih olduğunu söyleyen bu yolcu İstanbul’da yaşadığını ve ilk fırsatta tekrar gelerek evinde bulunan kitapları da beraberinde getirerek ziyaret edeceğini söyledi. Ve kısa bir süre sonra elinde birkaç değişik türde kitapla geldi. Getirdiği kitaplar arasında en ilginç olanı ise Eski Çorum Senatörlerinden Senatör Abdullah Ercan’ın kitaplığından alınmış Osmancıklı Avukat Cevdet Saraçer’in büyük ve özverili araştırmalar sonucu yazdığı “ Tarihsel Doku İçerisinde Unutulan Bir Kent-Osmancık” isimli kitabı idi. Bölgede yaşayan birisi olduğum halde bu kitap bende maalesef yoktu. İstanbullu bir vatandaşımızın özellikle bu kitabı getirerek bana hediye etmesi çok hoşuma gitti. Şimdi bu kitabı ben dahil onlarca insan okudu ve okumaya da devam edecek.

İlerleyen günlerde ilçe kaymakamlığı kitap okumayı teşvik etmek ve kütüphanede bulunan kitapların okunmasını sağlamak amacıyla ilköğretim okulu öğrencilerini görevlendirdi. Okumayı sevdiğimi bilen öğrenciler her hafta ellerinde kucak dolusu kitapları bana getirmeye başladılar. Büfemde bir kütüphane açtım hem ben hem de yoldan geçen yolcular bu kitapları okuyoruz. Kitapları alan yolcular hangi şehirde olursalar olsunlar söz verdikleri gibi muhakkak aldıkları kitapları geri getiriyorlar” diyerek okumaya devam etti.

Medeniyetlerin kurulmasında ve büyümesinde en önemli şey bilgidir, kitaptır. Yani kitaba verilen değerdir. Bir ülkenin insanları ne kadar çok kitap okuyorsa medeniyete katkıları ve gelişmişlik düzeyleri de ona göredir.

Osmanlının büyümesinde Osman bey ne kadar önemli ise Edebali’de o kadar önemlidir.

Selçuklunun kurulmasında Alparslan ne kadar önemli ise Nizamül Mülk de o kadar önemlidir.

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesi sadece bir gencin macerası sonucu olmamıştır. O aynı zamanda sabahlara kadar kitap okuyor ve gündüzleri de bir o kadar kitap okuyor olmasıdır.

Yavuz Sultan Selim’i yavuz yapan sadece cesareti değil, onun kitaplarla olan diyalogunun da çok iyi olmasında aranmalıdır.

Mustafa Kemal Atatürk siyasi ve askeri dehasını harp meydanlarında dahi kitap okuyacak kadar kitap sevgisine borçludur. Türkiye Cumhuriyeti gibi bir devleti kurmak ve dünya devletlerinin gözü önünde böylesine büyük savaşları vererek kazanmak çokta kolay bir şey değildir.

Okumak gelişmektir, okumak, serinlemek için mola verilen bir çeşme başında, masa üzerinde duran kitapların farkına varmaktır…

İşte SILA büfedeki kitapların farkına varan kitapseverler…







 


Etiketler:
Bu haber toplam 847 defa okundu
YORUMLAR
dursun tanrıkulu: 
"okumak güzel"
Aslında ben okumanın lazım olmayacağını okumak sadece okula gidenlerin bir işi oldunu düşünüyordum yanıldığımı geç anladım Sene 2008 de türkmenistandaki çalışma hayatımın 3 cü yılını dolduruyordum. 3 sene boyunca iş çıkışından sonra boş şeylerle uğraşıyordum.Bir gün bir türkmen arkadaşıma rica edip adaklık kurban kesmek istediğimi söyledim beni kırmadı evinde aileside yardımcı oldu kendiside davet ettiğim iş yerindeki rusda geldi. Hayvan kesildi dağıtıldı artanına sofra kurdular 7 yada 8 kişi olduk sofrada sadece türk olan benim aralarında yabancı kaldım.Bunlar türkmenler rus kültüründe yaşadıkları için sofrada içmeye başladılar, etinen ama benim niyetim o deyildi.Bunlar iyice sarhoş oldular votkanın tesiriyle beni kendilerine yakın gördükleri için ve içki içmediğimi bildiklerinden ısrar etmediler. Ben türkiyedeki içenler gibi her an kavga çıkartacaklar diye bekliyorum çok sarhoş oldular .Benim arkadaş rus sofradan kalkdı gözüm üzerinde yabancı yerdeyim tetikdeyim her an kaçabilirim ama içeri girdi elinde kalın bir kitapla geldi.Bekliyorum ne yapacağını bana osmanlı tarihini türkler tarihini bizim neslimizi soruyor ben bilemiyorum bana her sorduğu soruya kitaba bakmadan bazende bakarak cevap veriyor o cevap verdikce ben utanıyorum tarihimizi neden okuyupda öğrenmedim elin gavuruna rezil oldum ve hep okuyorum artık ne olursa
30.07.2011 / 00:14
YAZARLAR
1-7 Nisan Kanser Haftası
Aydın “Kansersiz yaşam elimizde” Osmancık Devlet Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İsmail Aydın, “Meme kanseri, kadınlarda sık görülen kanser türlerinden biridir” dedi.